14/7/2009 · Kategori: ali emre yazilari

ALİ EMRE / MUSTAFA AKAR'IN "TENEZZÜL"Ü

 

     Mustafa Akar, 1979 doğumlu bir şair. Şiirleri ve yazıları Derkenar, Kırklar ve Dergâh gibi dergilerlerde yayımlanıyor. Daha önce yayımlanan iki kitabı daha var: Küçük Bir Gökada (2002) adlı bir şiir kitabıyla, denemelerini topladığı Evyazısı Tahtası (2007).

 

     Tenezzül ikinci şiir kitabı. Seksen dört sayfalık kitap, üç başlık altında toplanan 29 şiirden oluşuyor. Temiz ve özenli bir baskısı, ilginç sayılabilecek bir kapağı var kitabın.

     En son söyleyeceğimizi en başta söyleyelim: Mustafa Akar, şiiri üzerine; şiir ve söyleyiş, şiir ve gerçeklik, şiir ve zekâ, şiir ve doğallık, şiir ve okuma, şiir ve imge, şiir ve birikim, şiir ve özgünlük üzerine biraz daha düşünür, şiirini biraz daha disipline edebilirse geleceğin en iyi şairlerinden biri olabilecektir. 2000’li yıllara sıkı, gözde şiirler yazarak adım atan Akar, şiirini kendi içindeki tuzaklardan, yanlış yönsemelerden, zorlama ve olumsuz etkilenmelerden arındırabilirse çok daha derinlikli, nitelikli şiirlerini okuma şansımız olacak. Buna kesinlikle inanıyorum.

     İkinci kitabını “Bir kapı açtım şunun şurasında bir serinlikti” gibi rahat, gıllıgışsız, huzur aşılayıcı bir dizeyle başlatan şairin; şiiri ciddiye aldığı, bu eksende sürekli okuduğu, şiiri üzerinde gerektiğinde uzun uzadıya düşündüğü hemen anlaşılıyor. Şiirinin gücü ve özgünlüğü de, kimi sıkıntı ve açmazları da burada yatıyor kanımca.

     Kitabı okurken kendisiyle, kendi şiir anlayışı ve birikimiyle fazla didişen bir şairle karşı karşıyaymışım gibi geldi bana. Şiirini rahat bırakmayan bir şair Mustafa Akar. Hem etkilenmelerden kaçınmaya çalıştığını fazlasıyla hissettiriyor bize, hem de şiirleriyle fazlasıyla uğraşıp oynadığını. Tedirgin. Şiirinin gücünü, kalitesini ölçmekte yer yer zorlanıyor. Doğallık ve rahatlık kayboluyor o zaman. Gerçekle / gerçeklikle irtibat zayıflıyor. Şairin zekâsı giriyor devreye. Parlak sözler, ilginç buluşlar, alışılmamış bağdaştırmalar, sıra dışı imgeler serpiştirmek istiyor yazdıklarına. Kendi şiirine, gereğinden çok kuşkuyla yaklaşıyor. Halbuki rahat ve hayatın içinden konuştuğunda, söyledikleri daha sahici bir yaklaşımla açımlanıyor ve daha çok sarıp sarmalıyor bizi:

 

     acının bir yarısı da sevince eş, elyas

     dalgaların portakal ağaçlarına vurduğunu görmeden

     ölmeyeceğiz

 

     Biçim / biçem özellikleri açısından baktığımızda ne var Mustafa Akar şiirinde peki?     

     Öncelikle, birçok şiirde birinci tekil şahıs anlatımı baskın. Açıkça şair özne konuşuyor birçok üründe. Konuşkan, anlatımcı ve kimi zaman sayıp dökmeye düşkün bir şiir zaten bu. Fiil cümleleri ağırlıklı bir yer tutuyor. Yüklemsiz dize ya da bölüm fazla değil. Bunu biraz azaltmalı bence. Bazen istek ve geçmiş zaman kipleri kullanılsa da şiirlerin çoğunda geniş ya da şimdiki zaman kipleri görünürlük kazanıyor. İkinci kitabın sözlüğünde “kış, babaanne, kar, geyik, saksı, şehir, oda, saçlar, çiçek” gibi sözcükler başköşede. Yergi, ironi fazla değil. Betimlemeye, pitoresk bir anlatıma abanmıyor. Şair özne kendisi konuşmadığı zaman yanında duran birine seslenerek açıyor, başlatıyor şiirini. Bu iki tür açılışların dışında yollar denemeyi de gündemine almalı Akar. Şiirlere bir devingenlik ve canlılık kazandırmak için seslenişlere başvuruyor sıklıkla şair; okuyucu “ey” ünlemiyle çok karşılaşıyor sözgelimi. Kısa, kıpkısa şiirlerden uzak duruyor Akar. Çok uzun olmasa da seçtiği tarz gereği uzun soluklu şiirlere yatkın olduğu, anlayışını bu çizgide biçimlendirdiği söylenebilir. Uyağa, pasif olanına bile, pek yüz vermiyor. Bu durumu düşünmesinde de yarar var. Bazı şiirlerin bitişi, başlayışı kadar güçlü değil. Kitabın -daha önce alıntıladığımız- ilk şiiri; rahat, oturmuş, iç açıcı bir dizeyle başlarken, “Çünkü ben de sabah gibi tıpkı doğudan gelirim” kabilinden şiiri toparlayamayan, fazla bir yenilik ve çarpıcılık da içermeyen ortalama bir dizeyle bitiyor örneğin.Ve tabii ki henüz yetirence tartışılmadığı, özümsenip aşılmadığı kanaati uyandıran II. Yeni ve İsmet Özel etkisine de değinmek gerekiyor.

     “Şairin İşleri” güzel bir şiir. “İhtimal Teyze”, “Marruş”, “Dibek Dövücüsünün Hınk Deyicisi”, “Giresun’da Birdenbire Bir Merdiven”, “Mustafa Adında Olmak” da kitaptaki iyi şiirlerden bazıları.

     Seçtiği, yakın durduğu şairler iyi, nitelikli, güçlü şairler Mustafa Akar’ın. Kimi şiirlerde, bir Turgut Uyar edası sezilebiliyor sözgelimi. Turgut Uyar’ın güzel, bütünlüklü, büyük şiirleri üzerinden yapılan bir okuma ve açılım olmalı bu elbette. Yanlış Turgut Uyar’da gezinen çok sayıda şair var bugün. Turgut Uyar’daki arayışların, kırılmaların, evleklerin iyi okunması gerektiğini düşünüyorum o yüzden ben. 1962’de yayımlanan Tütünler Islak kitabında şu dizeleri yazan Turgut Uyar aşılmalı, eleştirilmeli ve çoğaltılmamalı artık:

 

     Ey yorgun atlar, sayı bilmeyen çocuklar

     Ey bütün hazır elbiseciler ey,

     Birgün olmak, küskün kişilerden olmamak birgün

     Dağlara dağlara çıkmak sular köprüler sular birgün çıkmak

     Eski kaba arabalardan inip bugün çıkmak

     Birgün dağlara

 

yahut

 

     Bir Arabistan ve karşılıksız bir çek

     Bir para ile dengesi

     korkunun sonsuz gelgiti kanında

     külotlar, korseler ve adamlar…

 

     II. Yeni’nin cılkının çıktığı, saçmalığa / anlamsızlığa / oyunbazlığa meylettiği, hayattan ve insan gerçekliğinden büsbütün koptuğu günlere bir dönem kendini kaptıran Turgut Uyar; yaşanan gerçekliğin, deneyimin ve gelecek sevgisinin de baskısıyla şiirini muhkem bir yatağa kavuşturmakta gecikmemiştir. Kendi sözleriyle “yaşantıya bağlı olmayan görüntülere yaslanan”, “bir büyük boşluğun kıyısında durarak” şiir yazamayacağını görmüştür. İşte Mustafa Akar, bu tür etkilerin az olduğu; şiirin gardını düşürmekten, anlam dizgesini tereddüde boğmaktan uzak durarak kaleme aldığı şiirlerde daha sahici ve gümrah bir vadide yürüyebilmektedir.

     Kanımca, yazdığı şiirlere hayatla bağlantısı yüksek gerekçeler buldukça, daha etkili ve bütüncül şiirlere ulaşabilecektir Mustafa Akar. Bunu gerçekleştirirken kendi sesine, birikimine, duyarlılık evrenine de daha fazla güvenmesi gerekiyor kuşkusuz. Zira çok sağlam ve zengin bir şiir kumaşı var onun. Bu zenginliğin, doğal ve gerçek olana sokulmasına daha fazla izin vermeli. Şiirini, II. Yeni’nin ve 80 kuşağı şairlerinin zaaflarından arındırmak, uzak tutmak için daha dikkatli ve titiz olmalı. Zekâsını, gücünü, söyleyişteki işlekliğini söz oyunlarına, parlak ve gerçeklikten oldukça kopuk anlatımlara kurban etmemeli. Aşağıdaki dizeler, bu söylediklerimize örnek olabilecek mahiyette. Parlak sözler, zekice kurgulanmış gibi görünen dizeler bunlar; fakat dikkatlice bakıldığında hiçbir şey söylemiyor, aralarında hiçbir anlam bağıntısı yok:

 

     saçlarım uzayınca bir safran açılır uzakta

     çin denizlerinde ve babil’le sabah arasında bir yerde

     ayakları küçük cumartesiler ağzıma

     padişah gökleri tutuşturur

     çirkinliğim eskir yalnız ben çok güzelim

     uyandırın beni gidip eski arkadaşlarımı bulayım

     baltalarla kılıçlarla cambaz çadırlarıyla

     hırkamı nereye bıraksam ora benim evimdir

 

 

     Bu dizelere karşın, Parmak Şiir başlıklı şiirde yer alan şu dizeler, benzer kaygılardan büsbütün azade olmasalar da daha sahici, daha sıcak ve gerçekçi bir anlatımla çıkıyor okurun karşısına:

 

     duvarlar içe doğru genişler ölüm dışa doğru

     severim, yaşanmışlıktır

     çöplerimi çıkarmadan çıkmam kendim de

     evi damı gazete hışırtılarını

     annemin hıçkırıklarını da onarırım boşuna

     yalnız anlamlı bir yemin yetiyor bazen bana

     bir savaşı bitirir gibi

     bir toplu mezarda gün be gün rahatça uyur gibi

     gönül kadın, semaver sultan

     ve koyu kahve tarifleri salılarında

     bütün bir yirminci asrın acısını

     içime düşüren şiir derdi

 

                                

     Mustafa Akar şiiri, şu anki verimleriyle bile takip edilmeyi, okunmayı, tartışılmayı, önemsenmeyi fazlasıyla hak ediyor. Bundan sonra yazacaklarını ise, en azından ben, heyecanla bekliyorum.

 

----------------

 

     Mustafa AKAR, Tenezzül, Profil Yayıncılık, İstanbul 2009, 84 s.

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

1 yorum yazılmıştır

Yazan:mehmet çakır | Tarih: 14/7/2009
Konu: tenezzül hakkında

Ali Emre özlü ve güzel bir değerlendirme yapmış. Akar şiirini ben de dikkatle takip edeceğim.

Bağlantı »

« Önceki :: Sonraki »